15 Kasım 2014 Cumartesi

Ütü Hakkında Herşey


       
Bugünlerde ütüyü çok düşünüyorum. Belki dağ gibi bir ütü, odanın bir köşesinde beklediği için olabilir. Üstüme de alınmıyorum hiç. O bana ben ona bakıyorum. Çamaşır bu yani, yıkanacak, ütülenecek ya da ütülenmeyi bekleyip duracak! Ama hayatımın en rahatsız edici gerçekleri olarak yanımda benimle yaşamaya devam edecek. 


Ütü öyle bir dert ki, yapıyorum bitmiyor, düzleştiriyorum yine kırışıyor. Ahhh bir de elimi, kolumu biyerlerimi yakarsam çok kötü. Gerçek acı işte bu! Yanıyorum yani ötesi var mı? Sırf bu gerçekle yüzleşmemek için evden kaçıyorum, ütülenmek için bekleyen çamaşırların bulunduğu odaya adım atmak istemiyorum. Ya da odaya girince o sağ tarafa bakmıyorum. Ama sorsalar nevresimleri de ütüsüz kullanamayan bir insanım işte.

Oysa iyi tarafından da bakmak lazım, ütülenen her şey daha bir güzel kokuyor, o deterjanın kumaşa sinmiş kokusu sıcakla birleşince mis gibi mistik bir kokular yayıyor etrafa ki, eve girer girmez anlaşılıyor: BU EVDE ÜTÜ YAPILMIŞ... Yine de zamanımı çalıyor, sürekli buruşan şeyleri düzleştirmeye çalışmak. Hayatımı çalıyor. Çalmasın diye profesyonel yardım da alıyorum, genel temizlik, ütü vs. İşe yarıyor çoğu zaman, ama her daim ütülenecek şeylerin olduğu gerçeği içimden gitmiyor ve off sıkılıyorum işte. Ütülemeyip bırakayım diyorum, öyle kalsın, dağınık kalsın. Olmuyor, yapmadıkça birikiyor, kuruyor, ütülenmesi daha da zorlaşıyor.

Her şeyin akıllısı var ya artık ütülerin de akıllıları var, ama öyle bir akıllı ki benim aklım ermiyor doğrusu. Ütü kadar olamadım diyorum bazen. Ben bile dokunduğum halde duygusunu anlayamadığım kumaşı, ütü anlıyor nasıl oluyorsa ve ona göre ısı veriyor. Ütü bile nabza göre şerbet vermeyi öğrenecek kadar akıllanmış, ben öğrenememişim daha. Bazen bi basıyorum buharı, yakıyorum nazenin kumaşı, ya da iyice içindeki suyun ısınmasını beklemeden ütülemeye başlıyorum, ütüden renkli bir su akıp lekeliyor kumaşı. Oysa daha yeni yıkanmış... Yani bazen ütü kadar bile bilemiyorum en basit ayarları yapmayı. Çünkü tanıyamıyorum, dokununca dahi anlayamıyorum. Bu kumaş kaç derece sıcak ister? Fazla buhar zarar verir mi? Fabrikasyon çıkışı bir takım bilgilerle idare ediyorum işte.

Ve biraz daha akıllanmaya çalışıyorum, bir kere ütüledikten sonra hem o çok kırışan giysileri, nevresimleri kullanmıyorum artık, hem de az kırışan kumaşları alıyorum hayatıma. Ve birer birer fazla kırışanları da ütüleyip hayatımdan tamamen çıkartmaya çalışıyorum. Yoksa Allah korusun erken yaşta yüzüm kırışır ki, onun ütüsü çok zor, hatta imkansız :)

6 yorum :

  1. ütü deyip geçme;ütüye saygı duydum;gerekli bir nesne; iyi bir dost..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle :) ütü önemli, ben de yazarken daha iyi anladım :))

      Sil
  2. Utu deyip gecmemek lazim:)) hos bir paylasim..

    YanıtlaSil
  3. Fotoğrafı görünce anlamsız bir şekilde nerde o eski ütüler derim birden... :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızgın ütü :) çok nostaljik dekor olarak oldukça güzel sanırım :))

      Sil