13 Nisan 2015 Pazartesi

Paralel İstanbul şehir hatları



Sıradan bir vapur hattında Eminönü'nden Kadıköy'e doğru gidiyorum ve elbette "çok şükür" diyorum içimden böyle huzurlu bir yolculuğa! Nispeten mutluyum, denize ve hatta bütün gün Balat'ın viran olmuş cumbalı evlerine hayranlıkla bakabildiğimi hissediyorum, hem de çok fazla şey düşünmeden. "Biraz hüzünlendim" diyorum "çok az" ama o da Balat'ın kendi havasından sadece.

Vapurun üst katındayım, açık havadayım. Denize filan da bakıp hayal kurabiliyorum. Aşırı mabel matize de bağlamışım kendimi. Arka arkaya dinliyorum. "Bir zeytin dalı, bir çift göz yeter, doydum"

Şu an oturduğum yerin biraz uzağındaki iki kişilik boş koltuk gözüme çarpıyor. Bu dünyada ve şimdiki zamanda boş iki kişilik öylesine önemsiz bir koltuk. Aklıma geliyor işte durup dururken. Düşünmeden duramıyorum yine. Hem bu aralar çok da moda oldu, paralel evren hikayeleri... Ben de kendime bir paralel evren hayali kuruyorum hemen. Hatta hayal değil eminim gayet, biz de, yani biz derken ikimiz* paralel sonsuz evrenlerin birinde veya belki de bir kaçında orada oturuyoruz. Üstüne üstlük bu dünyada ve şimdilerde olduğumuz gibi düşman da değiliz. Ve o kadar güzel seviyoruz ki diğer paralel evrenleri bile düşünmüyoruz, hatta paralel evrenlerin sonsuz varlığına ihtiyaç bile duymuyoruz.

Denizdeki dalgalar da fizik kurallarına uygun hareket ediyor. Ama ben komşu evrendeki dalgaları merak ediyorum yine durup dururken. (Aslında durup dururken de diyemem, hep böyle yaşıyorum.) Sonra, yan evrende, bu iki kişilik koltukta otururken dalgalar üzerinde yarattığımız farklı etkileri düşünüyorum. Oysa yandaki evrende bunların hiç biri aklıma bile gelmiyor. Tek bir şey düşünüyorum çünkü, hatta birlikte düşünüyoruz, ikimizi*...

Ve o kadar paralel ki her şey, bizim vapur başka bir vapurun yanına, tam olarak da ona paralel bir şekilde duruyor. Önce bizim vapurdan yan vapura geçiyoruz hep birlikte. Yan vapurdan da iskeleye geçiyoruz. İlk defa vapurdan böyle iniyorum aslında. Paralel evrene sıçramış gibiyim. Sonra yürürken birden "ikimiz"i görüyorum karşımda, ya da gördüğümü sanıyorum. Paralel evrenin paralel vapurundan bir yansıma belki sadece... Paralel evrenleri düşünürken, paralel vapurlardan geçerek iskeleye indiğim için belki de, şaşkınım biraz. Bu yüzden belki de ikimizi* gördüğümü sanıyorum. Belki de öylesine şizofrenik bir hayale kaptırıyorum yine kendimi, bilemiyorum tam. Belki de ne şimdilerde, ne de geçmiş zamanlarda, ne yan vapurda ne paralel evrende ne de gelecekte biz zaten hiç olmadık. Belki de ben sadece var "sanıyorum" ikimiz diye bir ikilik. Kim bilir?

*ikimiz: sen ve ben, biz, iki yarım, doğu-batı belki de gece gündüz,

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder